Benzer Etkinlikler
Yazıyı nasıl buldunuz?
Teknik terimleri (pay, payda, kesir çizgisi) bir kenara bırakalım. Gelin sadece bir Doğum Günü Pastası hayal edelim.
Kesir çizgisinin altındaki sayı (Payda): Partiye kaç kişi geldi?
Kesir çizgisinin üstündeki sayı (Pay): Sen tabağına kaç dilim aldın?
İşte bütün olay bu!
Eğer alttaki sayı 4 ise, pastayı 4 eşit parçaya böldük demektir.
Eğer üstteki sayı 3 ise, sen o 4 parçadan 3 tanesini mideye indirdin demektir.
Şimdi o kafa karıştıran kuralı tekrar düşünelim: Partiye
2 kişi gelirse mi daha büyük dilim yersin (
1
2 ),
yoksa 100 kişi gelirse mi (
1
100 )
Tabii ki 2 kişi gelirse! Kalabalık arttıkça (alt sayı büyüdükçe), aç kalma ihtimalin artar (dilim küçülür).
Hiç matematik kitabını açıp, üst üste binmiş o küçük sayıları görünce “Of!” dedin mi? Ya da sevgili anne/baba, çocuğunuz ödev yaparken “Bunu neden ters çevirip çarpıyoruz?” diye sorduğunda bir anlığına duraksadınız mı?
Öncelikle derin bir nefes alın. Bu hissettiğiniz kafa karışıklığı o kadar normal ki! Kesirler konusu, ilkokul ve ortaokul yıllarında matematiğin en “gıcık” görünen ama mantığını bir kez yakaladığınızda en eğlenceli hale gelen konusudur.
Eğer şu an kesirlerle boğuşuyorsanız, sorun sizde değil. Sorun, beynimizin sayıları algılama şeklinin bu konuda biraz ezber bozmak zorunda kalmasında. Gelin, bu karmaşayı birlikte çözelim ve o sayıların aslında ne kadar dost canlısı olduğunu görelim.
Düşünün, yıllarca size şu öğretildi: “5, 2’den büyüktür.” Bu bilgi beynimize kazındı. Sonra bir gün öğretmen tahtaya bir çizgi çekti ve dedi ki: “1/5, 1/2’den küçüktür.”
İşte beynin “Hata! Hata!” diye alarm verdiği an tam olarak burasıdır. Çünkü yıllardır bildiğimiz “büyük sayı büyüktür” kuralı, kesirlerin alt katında (paydada) işleyince tam tersine dönüyor.
Kesirlerin zor gelmesinin ana sebebi, sayıların anlamının değişmesidir. Doğal sayılarda (1, 2, 3…) biz “tane” sayarız. İki elma, üç armut… Ama kesirlerde biz “bölüşmeyi” ve “parçalamayı” konuşuyoruz. Beynimiz somut nesneleri saymaya alışkınken, bir nesnenin parçasını hayal etmek, zihinsel bir sıçrama gerektirir. Bu, bisiklet sürmeyi öğrendikten sonra tek tekerlekli bisiklete geçmeye benzer; denge değişir ama pedal aynıdır.
Kesirlerle uğraşırken herkesin düştüğü o meşhur tuzaklar vardır. Bunları önceden bilirseniz, çukura düşmeden yanından geçebilirsiniz.
Hata 1: Altları ve üstleri dümdüz toplamak.
Yanlış: 1 2 + 1 3 = 25
Neden? Elma ile armudu toplayıp “elmamut” diyemezsiniz! Kesirlerde toplama yapmak için parça büyüklüklerinin (paydaların) aynı olması gerekir. Yarım ekmekle çeyrek ekmeği toplarsanız, elinizde iki parça ekmek olur ama boyutları farklıdır. Önce onları eşit dilimlere ayırmalısınız (payda eşitleme).
Hata 2: Alt taraftaki sayı büyüyünce, değerin de büyüdüğünü sanmak.
Durum: Çocuğa ” 1 2 mi büyük, 1 8 mi?” diye sorarsınız, ” 1 8 !” der. Çünkü 8, 2’den büyüktür.
Doğrusu: Alt taraf (payda), bir pastayı kaç kişinin paylaşacağını gösterir. Pastayı 8 kişiyle mi paylaşmak istersin, yoksa sadece 1 arkadaşınla mı? Kalabalıklaştıkça dilim küçülür!
Hata 3: Tam sayı ile kesri karıştırmak.
“2 tane yarım” dediğimizde bunun “1 tam” ettiğini bazen gözden kaçırırız. Kesirler aslında bir bütünü tamamlamaya çalışan parçalardır.
Matematik dersinde kesirleri görünce korkuyoruz ama markete gidince profesör gibi hesap yapıyoruz. Farkında olmadan her gün kesir kullanıyorsunuz:
Saatler: “Saat iki buçuk” ya da “dörde çeyrek var” derken kesir kullanıyorsunuz. Çeyrek, bir saatin 1/4’üdür.
Alışveriş: “İkinci ürüne %50 indirim” (yani yarısı bedava) veya “Etiketin 3’te 1’i kadar öde” kampanyaları tamamen kesirdir.
Mutfak: Annelerin yemek tarifleri… “Yarım bardak yağ, çeyrek bardak süt.” Eğer kesirler olmasaydı, o kekler asla kabarmazdı!
Telefon Şarjı: Ekranın sağ üst köşesindeki pil simgesi yarıya indiğinde, aslında beyniniz $\frac{1}{2}$ kesrini işliyor.
Gördünüz mü? Kesirler uzaydan gelen garip semboller değil, hayatımızı düzenleyen pratik araçlardır.
Sevgili öğrenci arkadaşım, kesirleri hemen anlamadıysan sakın “Ben matematikten anlamıyorum” deme. Bu konu, beyninin yeni bir kas grubunu çalıştırması gibidir. İlk gün ağrır, ikinci gün zorlar ama üçüncü gün güçlenirsin.
Sevgili veliler, çocuğunuza kesirleri anlatırken kağıt kalemi bırakın. Elinize bir elma, bir çikolata veya bir pizza alın. Bölerek, parçalayarak, dokunarak gösterin. Gözün gördüğünü beyin daha kolay kabul eder.
Unutmayın; her büyük bütün, küçük parçaların bir araya gelmesiyle oluşur. Sabır da başarının en önemli parçasıdır.
Matematiği anlamak, hayatın şifrelerini çözmek gibidir; pes etme, sadece parçaları birleştir!
Yazıyı nasıl buldunuz?